Ateşler Bakliyat'ın üretimden satışa kadar tüm alanlarda büyük firmalarla rekabet edebilecek düzeye geldiğini belirten Ali Ateş: Tarsus'ta kurulu bulunan Ateşler Bakliyat'ın, üretimden satışa kadar büyük firmalarla rekabet etme aşamasına geldiği bildirildi. Grubun ilk temellerinin 1978 yılında Ateşler Kuruyemiş olarak atıldığını kaydeden Ateşler Bakliyat'ın sahibi Ali Ateş, Ateşler Petrol'ün de 1991 yılında faaliyete geçtiğini 2004 yılında 2. şubesine kavuştuğunu belirtti. 2006 yılı başlarında 2 bin metrekare kapalı alan ve bin metrekarelik açık alan üzerine kurulan Ateşler Bakliyat'ın hububat eleme ve paketleme faaliyetleriyle işe başladığını kaydeden Ateş, "Tarsus'un merkezinde ye alan bu tesis bakliyat eleme, hububat eleme paketleme faaliyetleriyle ilk olmanın ve Tarsus'a böyle bir tesis kazandırmanın verdiği heyecanı yaşamaktadır. Ateşler Bakliyat, çok genç bir firma olup üretimden satışlara göre en büyük özel bakliyat kuruluşlarılyla rekabet edebilecek duruma gelmiştir" dedi. Ateşler Bakliyat'ın ana felsefesinin önce ve daima kalite olduğunu dile getiren Ateş, firmanın ürettigi malların kaliteli olması ve hiçbir koşulda ödün vermeden bunun sürekliliginin sağlanabilmesi için üretim ve makine parkıyla ilgili tüm teknoloik gelişmeleri yakından takip ettiklerini söyledi. SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ Sadece en son teknolojiye yatırım yapmakla kalmayan Ateşler Bakliyat'ın değişen dünya, ülke ve pazar şartlarına uyum saglamak için sürekli yenileme ve monernizasyon çalışmalarını sürdürdüğünü anlatan Ateş, şöyle konuştu: "Türkiye'deki ilk organik tarımı geçişi hızlandıran Ateşler Bakliyat bu alanda faaliyetlere başlamıştır. Tarımsal alanda tecrübelerini rehber alarak bu organik tarım çalışmalarında bir ilk olmak Ateşler Bakliyat olarak hetefimizdir. Ülkemizde tarımsal bir politika olmadığından narenciye ve toprağın verdiği her ürün elimizde kalıyor. - Çukurova çifcisini gerekli meslek kuruluşları bilinçlendirmeli, bu konuda zayıf kalındığına inanıyorum. Kurumlar üstüne düşeni yapmıyor. Toplumumuzda bilinçsiz tüketim var. İsrafımız çok aldığımız ürünleri bilinçli almadıgımızdan elimizde bozuluyor bilinçli ekim dikim yok. Narenciyede sorun yaşıyoruz, bunun çözümleri var, işadamlarımız Adana'da mevve suyu fabrikaları açıp pazar oluşturabilir. - Odalar temsil ettigi kişiler ve kuruluşlarla barışık olmalı, olmadığından kaynaklı sorunlara çözüm bulunamıyor, bu her alanda yaşanıyor tabana inmeliler. Çok önemli Tarsus'ta 60 tane çırcıç fabrikası kapatılmıştır. Bunun ne anlama geldigini düşünmek lazım. İşsizlik artacaktır, işletmelerin kapılarına kilit vurdurmak işletmeleri işlemez hale getirtmek kimseye bir şey kazandırmaz. İthalatla ülkemiz kurtulmaz, ihracata ağırlık verilmeli, ülke sermayesi güçlendirilmeli, yerli tohum yada yerli ürünlerimiz standartlara uygun geliştirilip artırılmalı. Üretim ve tüketim bilinçsiz bir şekil almıştır, politikacılardan kaynaklı olduğunu düşünüyorum. - Adana valimizin yaptığı hizmetleri duyduk. Karataş tarafında çok arazi var, pasif durumda bu çorak araziler valimizin de ilgisiyle tarıma kazandırılabilir diye düşünüyorum. Bu araziler en uygun çeltik ekimiyle değerlendirilebilir, biz çeltikçiyiz, verim buralardan alınabilir, duyarlı olmak gerekiyer. Dışarıdan ne zamana kadar getirebiliriz. Bizim kendi imkanlarımızı iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Tabiî ki yatırımcılara çok görev düşüyor. Herkes üstüne düşeni yapmalı. Biz Ateşler Bakliyat olarak üzerimize düşeni yaparız. Gereken öncülüğü yaparız. Bu topraklarımızın verimli hale gelmesi ekonomimize de katkı sağlayacaktır. Çukurova Bölgesi'nde sanayi ve tarım sektörü bitmeden önlem alınmalı. 250 bin dönüm Adana'da çeltik ekilirdi. Şimdi ise hiş kalmadı sayılır. 44 tane buna bağlı olarak fabrikalar vardı, hepsi kapandı, bu nedenle işsizlik de arttı. 50 bin dönüm arazi boş. Yazık çok yazık. Ben, işadamı olarak çeltik için öncülük yapmaya hazırım. - Diğer bir konu ise ekim haritamız yok. Topraktan faydalanmasını, kullanmasını bilmiyoruz. Ben Tarsus'ta bahçe işiyle uğraşan arkadaşlarıma fidanların arasına baklagillerden ekmelerini önerdim. Bilinir ki meyve almak için belirli birkaç yılın geçmesi gerekiyor. Hasadı toplayıncaya kadar hep cepten gider. Biz bu bahçelerin de iyi bir şekilde kullanılmasını, bakla, fasülye, nohut türleri ekerek çalışma yapmak isteyenlere destek vermeye hazırız. Belirli miktarın pazarını oluşturabilir maddi ve manevi tecübelerimi sunarım." Ateş, bu işi benimseyenlerin ve yapmak isteyenlerin kendileriyle iletişim kurmaları halinde gereken desteği vermeye hazır olduklarını sözlerine ekledi
web dizayn (c) Fresh 2007-2008
Türkiye'de organik pazarın büyüklüğü 130 milyon dolara ulaşırken, bu alanda daha fazla üretim yapmayı planlayan üreticiler, organik tarıma uygun arazilerin fiyatlarının yüksekliğinden şikayet etti. Üreticiler, Ukrayra'da söz konusu arazilerin dönümünün 3 bin YTL'den satılırken, Türkiye'de 150 bin YTL'ye satılmasını adaletli bulmadıklarını belirterek, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün (TİGEM) fiyatları yeniden değerlendirmesi gerektiğini ifade ettiler. Tarsus'ta 2 bini kapalı toplam 3 bin metrekare alan üzerinde faaliyette bulunan Ateşler Bakliyat'ın sahibi Ali Ateş de, fiyatların çok yüksek olmasından dolayı sıkıntı yaşadıklarını dile getirdi. Sektöre bakliyat hububat eleme ve paketlemesiyle adım attıklarını söyledi. İkinci yıllarında organik tarıma başlamayı düşünmelerine karşın birtakım sıkıntılarla karşılaştıklarını anlatan Ateş, Türkiye'de organik tarım için gerekli maliyetlerin çok yüksek olmasından yakındı. "Iğdır Ovası uygun ama arazi pahalı" Yaptıkları araştırmalar sonunda Iğdır Ovası'nın organik tarıma elverişli olduğunu saptadıklarını ve burada ekim yapılması için çeşitli girişimlerde bulunduklarını kaydeden Ateş, şunları söyledi: "Organik tarıma öncü olmak istiyoruz. Çiftçi ürünü ekecek biz de destek olup satış garantisi vereceğiz. Bunun için araştırmalar yaptık. Iğdır Ovası'na gidip fizibilite yaptık ve organik tarıma uygun 200 bin dönüm arazi saptadık. Bu arazi ekilmediği için mera olmuş ve 10 bin dönümünü almak için TİGEM'e başvurduğumuzda emsalinin çok üstünde fiyatlarla karşılaştık. Ukrayna'da organik tarıma uygun arazilerin dönümü 3 bin YTL'den satılırken Türkiye'de bu rakamın 150 bin YTL'ye çıkmasını adaletli bulmuyorum. TİGEM, fiyatları gözden geçirmeli." Arazinin yanı sıra mazot fiyatlarının da oldukça yüksek olduğuna dikkat çeken Ateş, Türkiye'de mazotun litresi 2.20 YTL'den satılırken, Ukrayna'da bu rakamın 900 YKr olduğunu bildirdi. Alman Rapunzel firmasının pamuktan, buğdaya kadar her türlü organik ürünü almayı taahhüt ettiğini de kaydeden Ateş, ancak organik tarım yapmak isteyenlerin önünün tıkanması nedeniyle bu talepleri karşılamakta sıkıntı çektiklerini söyledi. Dünyada artık organik pazarın öne çıktığına işaret eden Ateş, "Türkiye'de organik tarıma uygun arazi oldukça fazla ancak değerlendiremiyoruz. Biz Ateşler Bakliyat olarak bu çalışmanın öncüsü olmak istiyoruz" diye konuştu. ETO: "Bilinirlik yüzde 10'a çıkacak" Bir yandan üreticiler, organik tarımın yaygınlaştırılması için çalışırken, bir yandan da Ekolojik Tarım Organizasyonu (ETO), Türkiye'de organik tarımın tanıtılması için çaba gösteriyor. ETO Yönetim Kurulu Başkanı Atila Ertem, organik ürün bilinirliğinin yüzde 1'in altında olduğunu, bu nedenle bilinirliliği yüzde 10'a çıkarmak için başta lobi olmak üzere birçok çalışma yapacaklarını ifade etti. Ertem, pazarın büyüklüğünü 5 yılda 500 milyon dolara çıkarmayı hedeflediklerini dile getirdi.